spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
Biz, Avrupa Halkı? PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 24 Ocak 2008

Ulusaşırı Yurttaşlık Üzerine Düşünümler

Etienne Balibar

Image

Sınır nedir? Küreselleşme ve küresel 'şiddet ekonomisi' çağında yer değiştiren sınırlar neyi simgeliyor? Medya şebekeleri, çok-uluslu şirketler ve imparatorluk politikalarıyla hayatın ve ölümün kurumsal dağılımını düzenleyen küresel-üstsınırların halklar için taşıdığı anlam ne? Avrupa Birliği'nde canlanan ırkayrımcı politikalar, ırkçı şiddet, 'derin devlet' eğilimleri, milliyetçi akımlar ve infilak eden cemaatci/gettocu düşünce biçimleriyle kimlikçi politikaları nasıl yorumlamalıyız? Balibar bu kitabında Bodin'den Hobbes ve Rousseau'ya, Hegel'den Marks'a, Schmitt'ten Arendt'e, Althusser, Derrida ve Foucault'tan Ranciere ve Nancy'e uzanan farklı çizgiler eşliğinde bu soruları tartışarak, modern ve postmodern dönüşümler içinde 'egemenlik', 'ulus' ve 'yurttaşlık' kavramlarının geçirdiği dönüşümleri irdeliyor. Liberalizm ve Cumhuriyetçilik ikilemine kilitlenmiş tartışmalara, Anayasacılığa hapsedilmiş uzlaşımcı demokrasi görüşlerine, politikanın ve tarihin sonu mitlerine müdahale ederek, yakın tarihin siyasal/demokratik mücadelelerinden günümüzün göçmen hareketleri ve demokrasinin tabandan inşa edildiği bitişik 'şantiyeler' dizisine işaret ederek, ulusaşırı bir yurttaşlığın, yeni ve totaliter olmayan bir 'topluluk' nosyonunun ve bir 'çatışmacı demokrasi'nin izlerini sürüyor. Bir sınırda düşünme çağrısı.

 

Doğu ve Batı Arasında

Luce Irıgaray 

Doğu ve Batı Arasında'da ünlü Fransız felsefeci, psikanalist ve feminist Luce Irigaray günümüz tarihsel uğrağında “...e göre öteki” anlayışına göre yapılanmış toplumsal bağın sadece burkulmakla kalmayıp alenen düğümlendiğini ilan etmekte ve bu düğümü “özerk öteki” anlayışına dayanan yeni bir toplumsal bağ oluşturma mücadelesiyle çözmeye çalışmaktadır. Irigaray'ın Batı'da Kant'tan bu yana yerleşmiş “özerk ben” olarak kendi anlayışının yerine “özerk öteki” olarak kendi anla-yışını önermesi devrimci bir anlam taşır.

Bu anlamda Irigaray, yeni bir demokrasi çağrısı yapmaktadır. Göğün uhreviliğinin yeri kuşatıp, dölleyip kutsayamayacağı; yerin, sonlu-luğun, dünyalılığın bizzat bir farklılık olarak yetkinleşeceği bir dünya çağrısıdır bu. Bu çağrıyı dile getirirken Irigaray hep yapageldiği gibi bu kitabında da Batı kültürünün ataerkil temellerini ortaya çıkarmak-tadır. Böylece bir kadın kültürünün doğması için çaba göstermekte; iki farklı cinsten iki farklı özne tarafından deneyimlenen ve yaşantılanan bir farklılık kültürü tasarımı geliştirmeye girişmektedir.

Bu değerlendirmeler ışığında cinsiyet farklılığı paradigmasını yeni-den temellendirip, bu paradigmaya dayandırdığı farklılıklara saygılı iki özneli bir kültür modeli ile evrensel düzeyde çeşitlilik içinde bir birarada mevcudiyet modeli türetmeye çalışmaktadır. Cinsiyetli özne-ler olarak erkekleri, kadınları ve aralarındaki ilişkileri kavramlaştır-ma tarzı açısından Batı dünyası Irigaray'dan daha “ilginç” bir figüre daha sahip değildir. Irigaray'ın düşüncesine içinde yaşadığımız dün-yanın her açıdan vahşileşen yüzünü eleştirmekten ve buna karşı bir çözüm üretmekten yana olan hiç kimse kayıtsız kalmamalıdır.   

Son Güncelleme ( Salı, 10 Haziran 2008 )
 
< Önceki   Sonraki >
spacer.png, 0 kB
spacer.png, 0 kB
 
download joomla cms download joomla themes